Dr. BEŞİR DOSTER
2 Mart 2011

Kadınlar ve Hayvanlar

Sabahın erken saati.
Duraktayım.
Otobüs bekliyorum.

Bir süreden beri yanı başımda uyumakta olan sokak köpeği uyandı, esnedi, gerindi, uzadı, kısaldı ve karşıya baktı dikkatle. Geçmek için yeşil ışığın yanmasını bekledi anlaşılan. Derken parkalı bir genç kız geçti önünden. Sigarasından derin bir nefes çekti ve kısa bir süre durdu o sokak köpeğinin önünde. Başını okşadı pat- pat. Boynunu kaşıdı sevecen ve korkusuzca köpeğin. O sokak köpeği de hiçbir saldırgan dürtü içine girmeden bu yumuşak, bu iyi niyetli okşamalara şımararak izin verdi. Sonra da o genç kız sigarasından bir nefes daha çekerek, Akyaka Treni gibi dumanlar çıkararak yürüyüp gitti keyifle.

İş dönüşü iki günden beri, öyle vakti o siyah beyaz kediyi görüyorum yolumun üzerinde. Aşevinin önündeki parmaklıklara inip çıkıyor, daldan dala atlıyor tok olmanın verdiği güven ve sevinçle. Laf atıp konuşuyorum onunla. Bizim o sevecen ÇARŞI GRUBU’ndan birileri gibi geliyor bana.

Üçüncü gün köftecinin önündeki bankta o siyah beyaz kedicik taraftarı genç bir kızın kucağında görmem mi…!!! Girmiş o cici kızın paltosunun içine bazen çenesine kadar uzanıyor bazen de koltuğunun altına giriyor, şımarıyor. O cici kız da başında şapkası, elinde eldivenleri telefona sarılmış ELİ İŞTE GÖZÜ OYNAŞTA okşayıp şakalaşıyor onunla, BEŞİKTAŞLI TARAFTARIMLA.

Kadınları tahrik edici bir cinsel malzeme, bir obje gibi gören insan saldırganlığı karşısında hayvanların bu safiyeti, bu sevecenliği ilginç geldi bana.

Bir kısım insanları sokak köpekleri, sokak kedileri seviyesine çıkardığımız zaman uygarlığımızı da kanıtlayacağımızı umuyorum.

Ne dersiniz?