BÜYÜKADA KEDİLERİNE ÖZLEM… 

Her yıl mayıs başında, kedilerinizle birlikte adadaki evinize taşınırsınız. İçeri girdiğiniz anda yıllardır beslediğiniz tüm sokak kedileriniz, sanki varlığınızı hissetmişler gibi, bahçe kapısında birikirler birer ikişer.
İlk işiniz, elinizde mama torbalarıyla arka bahçeye inip bir yandan onları beslerken bir yandan da aralarından eksilen olup olmadığına bakmak olur. Mahallenizde yaz- kış oturan az sayıdaki komşularınızın çabalarıyla, hemen hepsinin yaza ulaşabilmiş olmaları içinizi rahatlatır.
Tekir kedilerden biri hamiledir, bu yıl kaç bebeği olacağını sorarsınız ona, karnını okşarken. Pırıl pırıl kapkara tüylü ikizler, her zamanki sıcakkanlılıklarıyla, kuyrukları baston gibi havaya dikili, bahçe kapınızın önündeki yerlerini almışlardır bile. Pembe burunlu siyah beyaz kedi, ürkek ürkek oradan oraya koşuşturup, sizi özlemiş olmasına rağmen, mama yemek için oradan uzaklaşmanızı bekler. Bir önceki yaz, bakkalın sokağında ölmek üzereyken bulduğunuz ve şehirdeki evinize taşınmadan önce biraz büyüyüp kendini kurtarmasını beklediğiniz alacalı kedinin simsiyah bir yavrusu vardır artık; size hoş geldin demeye ana-oğul birlikte gelirler. Bodur sarmanın, kışın aç kaldığında yeni doğmuş yavrularını yediğini, kaplana benzeyen kedinin bir süredir ortalıkta görünmediğini öğrenirsiniz, üzüntüyle. Birkaç tanesi ise,
kapı komşunuzun aralık unutulmuş penceresinden girip evi otel olarak kullanarak kurtulmuştur kışın ayazından. Evin içi altüst olmuştur ama kendisi de bir kedi annesi olan komşunuz olayı dert etmeyecek, tam tersine, ışıl ışıl yüzüne sıcacık bir gülümseme gelecektir.
Zamanla evlerin ışıkları çoğalır, sokaklar kalabalıklaşır, kediler beslenir, büyür, tombullaşır, sayıları artar. Yan bahçede doğuran tekiri sabah akşam beslemeye gider, bu arada da bebeklerin gelişip büyümelerini izlersiniz keyifle. İskeleye inmek için evden çıktığınızda, önce arka bahçedeki kedilerinizi sonra da yokuşun altına kadar sağda solda bekleşenleri besler, onları hem mamaya hem de sevgiye doyurmaya çalışırsınız.
Haftalar geçip de eylül geldiğinde, sokaklar ıssızlaşır ve yolunuzu bekleyen kediler yankılanan ayak seslerinizi ta uzaklardan duyarlar; bahçelerden koşarak çıkıp yolunuzu keserler.
Ekim sonuna doğru, havalar iyice serinlediğinde, kışın yaşadığınız eve dönmek için harekete geçersiniz. Tekir annenin yavruları büyümüşlerdir artık; diğer kediler de oldukça şişmanlamışlardır. Ancak, içinizi kemiren, en yakınınıza bile söyleyemediğiniz bir soru yankılanır kafanızın içinde: Kış boyunca bu kedilere ne olacak? Yaz kış oturan komşular hangi birini besleyecek?
Sonunda taşınma günü gelir. Arabacı ev kedilerinizin sepetlerini faytona yerleştirirken, siz, arka bahçedeki ve yokuştaki tanıdık-tanımadık tüm kedileri sever, okşar, önlerine bol mama koyar ve aklınızı, kalbinizi orada bırakıp, içiniz hüzün dolu çıkarsınız yola.
Vedalaşmak zordur, bir dahaki gelişinizde onları bulup bulamayacağınızı bilemezseniz hele. ”Haydi çocuklar, dayanın” dersiniz ayrılırken,”biz yine geleceğiz… Bir, en fazla iki haftada bir… Tüm kış boyunca… Sonra yaz gelecek… Yine bol mama olacak…”
Arabaya bindiğinizde, yokuşun başında oturmuş, arkanızdan hüzünle bakan kedilere bir kez daha göz atarsınız. Ve içinizden dersiniz ki:
“Keşke hepinizi alıp götürebilseydik…”


Feride Özmat

16.Kasım.04/Üsküdar

 


   anasayfa | içindekiler | giriş |   türler üyelerüye kayıt | sağlık | ilanlarmesajlar | hikayeler
eş arayanlar | memorial | resimler |linkler | sohbet | veterinerler | basında kedi