ÇORAPLAR

 

 

            ‘Pırıl pırıl gökyüzünün olduğu, sıcacık güneşin parladığı bir gündü’ demek isterdim ama Aralık ortasında ve Kuzey Yarıkürede bu biraz zor. Hele büyük bir şehirde yüksek binalar arasında iseniz daha da zor. Pencerenin kenarında kaloriferin üzerinden dışarda yağan yağmura ve dumanlı havaya bakarken bunları düşünüyor, sızlayan vücudumun acısını unutmaya çalışıyordum.
    - Şimdi nasıl ? Acın hafifledi mi ?
            Sessiz yaklaştığını sanıyor ama geldiğinin farkındaydım. Sıkkın bir şekilde başımı baktığım yerden çevirmeden...
    - Daha iyice ... Çok acımadıydı zaten ...
            Kısa cevap vermeye çalıştım. Pek konuşasım yoktu. Son günlerde gösterdiği yakınlaşmayı da pek anlayamıyorum. Onun için bir tehtid oluşturmadığımı farkettiği için midir nedir ? Bu aralar ablalığı tuttu.
            Bu dayak konusunu da ciddi şekilde ele almalı. Hangi yüzyıldayız canım !! Sebebini bile tam anlamış değilim henüz. Hoş şüphelerim de yok değil ama... Doğru düzgün oturup anlaşsak, sonuca bağlasak hem onlar rahat eder, hem dayaktan sızlayan sırtım. Hergün hergün canıma yetti. Kaçıcam valla. Bana yaşayacak yer çok...
            Düşüncelerim birden yanımda hissettiğim ayak sesleri ile kesildi. Ters ters bakan bir çift göz. Sonra da burada yokmuşum gibi yürüdü gitti. Yokmuşum gibi... Az önce olanlar hiç olmamış, ben dövülmemişim sanki, bana kalkan el onun değilmiş gibi... Öyle umursamaz bir bakış... Ben mi çok şey beklemiştim acaba? Pişmanlık, özür diler bir hal, hala sevdiğini hissettirecek bir parıltımıydı o gözlerde aradığım. İlk günlerimizdeki o parıltı. Beraber yaşanan bir ömür. Bir gün bile ayrı kalamamalar. İş gezilerine benide götürür, dostlarıyla beni tanıştırırken sevgiyle bana sarılırdı.  Daha geçen hafta eve arkadaşalrı geldiğinde ne güzeldi herşey. Herşeyin bir yanlış yüzünden aniden bu hale gelmesi... Dur bi dakka! Bu ses! Evet, evet! Onun sesi. Oh Tanrım! Beni çağırıyor. Geliyorum, geliyorum...
    -Hadi yaramaz kedi. Yemeğini ye. Bir daha da çorap çekmeceme işemek yok. Kum kabına yapacaksın yoksa yersin dayağı yine.
            Beni sevdiğini biliyordum. Bunu biliyordum.



Murad Yapıcı
21.04.1999

   anasayfa | içindekiler | giriş |   türler üyelerüye kayıt | sağlık | ilanlarmesajlar | hikayeler
eş arayanlar | memorial | resimler |linkler | sohbet | veterinerler | basında kedi